29 Aralık 2010 Çarşamba

Birşiyler.

Saat 02:18 ben hala uyumadım. Sabah 6da uyanıcam,uyumam gerek aslında ama uyuyamıyorum. Kalkıp bilgisayarı açıp bişeyler yazmalıyım. Ama çok üşeniyorum. En iyisi yazıp telefonumun taslaklarına kaydetmek.
Etrafa bakınca herşeyin aynı olduğunun farkına vardım. Annemle babam belirli aralıklarla horluyor. Ablam uyuyor ama birazdan telefonu çalar uyanır. Çünkü herşey aynı..
Ben çok bunalıyorum bu aralar.. Sınavlarımda bitti aslında.. Ama üzerimde sebepsiz bişeyler var. Hiç bişey yapmak gelmiyor içimden. Uyumak,sadece uyumak istiyorum. Sadece uyuyorum da zaten.
Ara sıra canım ders çalışmak isterse açıyorum kitabı,seyredip tekrar kapatıyorum. Aynı cümleyi 10 kez okuyorum ama yinede anlamıyorum.
O kadar insanın içinde yalnız olduğumu hissediyorum. Etrafında binlerce insan olsa bile tek bir kişiyi arıyor bazen insan. Mesela insan her zaman; gülüşünü ve güldüğünde parlayan gözlerini sevdiği biri olsun istiyor hayatında. Ama olmuyor.Küçükken babamızla gidilen markette; "şeker alırsan jelibon alamazsın" kısıtlamasından anlayabilmeliydik aslında büyüdüğümüz zaman istediğimiz herşeyin olmayacağını,hayatımızın kısıtlamalarla devam edeceğini.Ama büyüdükçe anlamamış olmalıyız ki,farkına varmıyoruz yalnızlığımızın.
Bu benzetmeyi neden verdim bilmiyorum ama daha fazla yazamıyorum da. 



 

10 Aralık 2010 Cuma

School 2.



Yazmıyorum ne zamandır. Özlediniz mi beni? Evet dediğinizi duyar gibiyim.
Sınavlarım var malum okuyan bir insanım bir.
Azcık okulumdan bahsedeyim bari.
1.Derste çocukluk anılarımızdan bahsediyorduk. Tabi ben çocukken gülünecek çok şey yaşadığım için herkes benimle dalga geçiyor. Babamın traş olduğunu görüp,ona özenip bende traş olmaya çalışmıştım. Tabi yüzümde pek belli olmayan bir iz var. Kime söylesem içime girerek ona bakıyor. 
Neyse çocukluk çizgi filmlerinden bahsediyoduk.
Birisi pokemon diyor,diğeri şirinler falan.
Sonra Kubilay,"ben küçükken çok güzel oyunlar oynardım" dedi.
Bende gayet iyi düşünceyle "doktorculuk mu oynardın" dedim. Aklıma ters bişey geldiyse Allah belamı versin ama herif cins. İşine geldiği gibi anlıyor. Direk cevabı yapıştırdı. "Evet hep jinekolog olurdum" dedi. Ben şok tabi. Herkes gülüyor. Ben karar veremedim napacağıma,baktım herkes gülüyor. Dedim koyver gitsin.


2.Rana çok saftır. Böyle ne derseniz inanır. Babası gardiyan ve çok ters bir adam. Çok korkar babasından,ama inadınada herşeyi yapar.
Tek yaptığı şey yemek yemektir ama görseniz incecik dal gibi bişey. Bir gün kantinde kahvaltı yapıyoruz. Rana uzun süre sustu. Ben merak ediyorum bunun arkasından hangi salak soru gelecek diye. Eğilip Kubilay'a "susuyor bu,kesin bir bok söylicek" dedim. Dememle Rana'nın "ya bişey sorucam" demesi bir oldu.
Sor dedik hepimiz. "ama dalga geçmek yanlış anlamak yok" diye şartlandırdı. Hepimiz merakla bekliyoruz.
Ve mühim soru geldi Rana'dan "ya öpüşmekle sevişmek aynı mı?"
Ben direk koptum zaten,herkes Rana'ya aptal aptal bakıyor.
Lise3'e giden bir kız farkı bilmiyor. Biz mi çok tuhafız yoksa o mu ben karar veremedim.
Ben sonra ona anlatacağımı,herkese bunu sormaması gerektiğini anlattım ona. Bir daha sormadı kimseye böyle şeyler.

3. Rana'nın bir gün başı çok ağrıyor. Sürekli uyuyor derslerde. Hocalar hep kaldırıyor falan. En son bir hoca sözlü yaparken kaldırdı Rana'yı. Soruyu sordu ve Rana'da ki tepki aynen şu "Bunun için mi uyandırdınız beni? Bunun için! Beni bidaha bu saçma sapan şeyler için uyandırmayın. By."
Hoca neye uğradığını şaşırmış bir şekilde bana bakıyor. Allah'tan hasta falan diye açıklama yaptım da. Birşey demedi.

Hep okuldan bahsediyorum. Çünkü hayatım şuan okuldan ibaret. Size Max'i anlatacağım ama ablam izin vermiyor. Belki yazamam bir kaç gün daha. Öptüüüm 

30 Kasım 2010 Salı

Kandırmayalım birbirimizi.


Her insanın hayatında mutlaka bir öküz olmuştur. Çok afedersiniz de o öküz var ya,hayatınızın içine sıçar.
Defalarca ağzınızdan "umrumda bile değil,ne hali varsa görsün" cümlesi çıksa da. Yemeyin bizi,bal gibi de umrunuzdadır.
Sevgilisi mutlaka çirkin gelir size,mutlaka maymun olmak zorundadır. Hani egonuzu tatmin edeceksiniz ya,çevrenizdeki herkese sorarsınız "güzel mi yae" eminim onun yeni sevgilisi sizden daha güzeldir. Ama sorduğunuz kişi sizi üzmemek için "Çok çirkin yae bebek gibisin sen" der. Ama kendinizi kandırmayın. Bal gibide sizden daha güzeldir işte!
Birlikte olduklarını görürsünüz,ağlamak istersiniz. Ama hani sizin gururunuz var ya,gidenin arkasından ağlamazsınız ya hani. Dişlerinizi sıkarsınız ağlamamak için. Ama tutmayın,ağlayın. Oturun bunca zaman nasıl bir hayvanı sevmişim diye halinize ağlayın.
Birde kendini kıyaslama durumu vardır.. Birinden ters birşey duyduğunuz zaman.
"bak görüyormusun ben bunu yapsam bana bunu bunu yapardı"
evet yapardı. O yenisi emin olun sizden daha önemlidir,değerlidir. Yenisinin yaptığını siz yapsanız ağzınıza sıçar. Ama o yapınca çıt çıkmaz. Niye? Çünkü o SEVGİLİSİ! Siz sokaktaki köpek.
Ne kadar güçlü görünme çabaları içinde olsanız da,boşuna uğraşmayın. Gözleriniz hep ele verir sizi.
Oturup mutluluğunu izleyin mesela. Yada umrunuzda olmasın gerçekten kiminle düşüp kalktığı..
Ondan sonra başkasıyla çıkmayı intikam sanıp "bak gördün mü unuttum işte seni" süsü vermeye çalışırsanız,yalanlarınızla oscarı alırsınız. 

29 Kasım 2010 Pazartesi

Bana kimse bayılmadı ama!



Bugün hayatımın en iğrenç gününü geçirdim diyebilirim.. Zaten sabah uyandığımda berbat bir gün olacağını anlamıştım..
Okulda gayet sakin bir şekilde kantinde tıkınıyorduk arkadaşlarla. Yan masada okula başladığım tarihten beri birlikte olan bir çift oturuyordu..Normalde bizde masada o kadar sessiz oturacak insanlar değiliz. Ama nedense suskunduk hepimiz. Çıt çıkmıyor,sadece yan masadakilerin sesleri geliyor. Gayet normal bir şekilde muhabbet ediyorlardı,gülüşüyorlardı. Hiçbir şey yok gibiydi. Birden ayağa kalktılar ve kız ben artık bitirmek istiyorum dedi. Demesiyle çocuğun yere yığılması bir oldu. Hepimiz panikledik,napacağımızı şaşırdık. Cocuk epilepsi hastası ve nöbet geçiriyordu. Kuzenimde o evrelerden geçtiği için biraz bilgiliydim. Müdahele etmek istedim ama çok bildiğini sanıp bi bok bilmeyen öğretmenler izin vermedi.. En sonunda sinirlendim bağırdım çağırdım yardım etmeye çalıştım.
112'yi arıyoruz. O kadar sorumsuzlar ki 1 saat geçmesine rağmen gelmediler. Defalarca aradım sinirden kuduruyorum bi yandan da..
Çocuk bayılmış orda resmen can çekişiyor ve sevgilisi ordan "lanet olsun seninle çıktığım güne,nerden çıktım" diye bağırıyor.
O an dedim ki;kalk şu kızın ağzıyla burnunun yerini değiştir.. Zaten ambulans gelmemiş sinirim tepeme çıkmış.
Neyse ambulans gecikmeli de olsa geldi.Sağlık görevlisine de saldırmamak için zor tuttum kendimi.
Ambulans geldi götürdü falan kendine gelmiş sanırım yolda.
Ama sevgilisi hala okulda ve kız hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Gidip birşey söylesem,olmaz. Sanane dese haklı yani. Okuldan bir çocuk kızın üstüne yürüdü dövecekti. Ben tuttum.. Olaysız atlattık..
Zaman geçti ve oturdum düşündüm.. Benim için kimse bu derece olmadı. Hatta bayılmayı geçtim ağlamadı bile..
Bunu en iyi şu benzetmemle anlatabiliyorum..
"tükenmez kalemin tükendiğine inanmayıp umutla ucuna "hoh"layan adam,gidiyorum dediğimde "kalsaydın" diyemedi"
 işte böyle birşiiler. 

27 Kasım 2010 Cumartesi

Seviyorum-Mim.



Ablamı  neden sevdiğimi anlatacağım bugün. İçimden geldi.

O'nun bana olmayan kıyafetlerini giymeyi seviyorum.
O'nunla bayılana kadar gülmeyi seviyorum.
O'nunla görmemişler gibi intense canavarlığı yapmayı seviyorum.
O'nunla yolda yürürken yavaş yürüyen insanlara laf sokmayı seviyorum.
O'nunla Canon alma hayalleri kurmayı seviyorum.
O'nun fotoğraflar çekmesini,sonra onları shoplamayı seviyorum.
O'nun feysine girmeyi,duvar yazılarını,twitlerini çalmayı seviyorum.
O'nunla burgerda aç gözlülük yapıp bir sürü yemek almayı ama onları yememeyi,arkamıza oturan ve çok konuşan kızlara ters ters bakmayı seviyorum.
O'nun telefonunu kendi telefonummuş gibi sahiplenmeyi seviyorum.

Bu liste uzaaar,gider daha fazla yazamıcağım şimdi.
Aa! Mim olsun hadi bu. Bir kişiyi seçip onunle neler yapmayı sevdiğinizi yazınız lütfen.

Mimlenenler:
CYK
Mia
"MeLLy"

Not: Fotoğraftaki çirkin ellere sahip arkadaş benim. 




26 Kasım 2010 Cuma

Yeni Moda!


Bugün size günümüz gençlerinin en sevmediğim yönlerinin 2 tanesinden bahsedeceğim. 
Ah, biz herşeyin bokunu çıkmaya bayılırııız.
1.Malum yeni modamız sevgiliyle kendi aranda 25 TL'lik gümüş yüzük takmak. Önüne gelende yüzük anasını satiyim. O yüzüğü evleneceğiniz adam/kadın için bir defa ve hiç çıkarmamak üzere takın. Bugün çıkmaya başlıyorlar ertesi gün bakıyorum parmaklarında yüzük. Hayırdır? "ya biz çok seviyoz yaaa. hem ciddi düşünüyoz biiz" lan daha bi gün oldu siz çıkalı. O yüzük parmağa geçince şimdi ciddimi düşünüyorsunuz?
Bir de o yüzüğü taktığı gün millete göstermek için bir çaba harcayanlar var.
Bkz:benim sınıf arkadaşlarımdan bir tane görgüsüz.
Kız yüzüğü takmış millet farketsin diye eli havada geziyor resmen. Yüzük takan herkeste "sizin köpek bizim köpeğe hooşt hooşt" demiş muhabbeti. Bu kız da aynısını yaptı.. Artık dayanamayıp sınıfa " gençler bakın Bahar yüzük takmış,onu göstermek için sabahtan beri eli havada yazık kolu ağrıyacak" dedim. Herkes güldü tabii ki. Utanmaz kız da güldü bana. Durumun vahimliğinin farkında değil ama kimse. 
Yüzük çiftler için özel birşeydir. Ne bileyim insan gerçekten sevdiği,bir ömür geçirmek istediği biriyle hayatlarını birleştirmek amaçlı takarlar o yüzüğü. Ama şimdi yeni moda! Herkesin parmağında. Uyuz oluyorum!

NOT: Bende yok diye kıskanmıyorum kesinlikle,aa yanlış anlamayın ama.


2. Birinin yaptığı esprinin bokunu çıkarana,insanları deli edene kadar yapmak.
Yok cart dedi üşüdüm curt dedi ısındım.Şunu dedim sustu bunu dedim konuştu.
Yaptım olacak.
Şimdi de Nihat Doğan esprileri.
E ne var bunda? Bokunu çıkarmak zorunda mısınız. Bir kere yapın yeter. Günde kırk kere yapmanın lüzumu ne arkadaşım?
Yahu bırakın bu işleri. Asabını bozmayın insanın. Ne var yani,ne gereksiz birşeydir bu.
Çok sinirleniyorum ben böyle şeylere.
Ah gerildim yine.Neyse işte böyle yani. Daha yazardım ama sinirlerim tavan yapıyor.

25 Kasım 2010 Perşembe

School.



Okulumdan bahsettim ilk,tekrar bahsedeyim. Ama bugün sınıfımdan anlatacağım sadece.
Sınıf arkadaşlarım çok deli insanlardır. Sınıfımda 20 kız 5 tane erkek var.Geçen gün erkekler hesaplamış,her erkeğe 4 kız düşüyormuş.
1. Neyse bugün din kültürü dersinde herkes sıkılmış,baygın bir şekilde yatıyorken,
Hoca:ruh nasıl temizlenir çocuklar?
Sınıf:Mmm,şey kem küm 
derkeen,hoca cevap verdi."Güzel ahlakla,güler yüzle,saygılı olmakla ve yalan söylememekler ruh temizlenir." dedi.
Herkes susmuş hocayı dinlerken,Kubilay (sınıfın en salak,en komik,en devamsız ve benim en sevdiğim öğrencisi):Hocam benim ruhumu bok götürüyor o zaamaan! dedi ve sınıf koptu. Ben tabi uyku sersemi gülemiyorum.
Kubilay:Sen niye gülmüyorsun lan,komik bişey söyledim.
Herkes gülüyor. Lan gülsenee!
Ben:Komik değildi,kabul et.
Kubilay: Kızım herkes gülüyor,sende gülsene!
Ben:Tamam güldüm-haha.
Sınıf bizim bu salak diyalogumuza daha çok güldü tabii ki.
Ama komik değildi bence.


2. Bugün din kültürü yazılısı da olduk aynı zaman da.
Kubilay:1.soru ne?
Ben:Havra.
Kubilay Havrayı "avrat" anlayıp,kağıda öyle yazaaar.
Kubilay:5. soru ne?
Ben:Allah'a şirk koşmak.
Kubilay Allah'a şiir okumak yazaaar. Tövbe yarabbim ağzımız yüzümüz yamulacak.
Başka bir dersin yazılısında da stopaja sabotaj yazıp puan beklemişti arkadaş.
Böyle değişik bir insandır.Severim kendilerini,burdan saygı ve selamlar.


Şeey,ben birazcık hastayım da pek birşeyler yazamıyorum bugün. İdare edin lüffen.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Okul Problemleri Vol.1

Bugün birşey farkettim; yeni nesil çok tuhaf lan. Hepsi bir acayip. Bende yeni nesilden sayılıyorum ama,hepsi ciddi anlamda tuhaf.
En adam gibi adam,efendi dediğim erkeğin bile en az 3 sevgilisi var,yuh artık!
Kimyası bozuk bunların diyorum da,bana feminist diyorlar. Ama öyle değil mi?

Neyse okulumdan bahsedeceğim bugün size,konuyu dağıttım. 
Benim okulum gayet tuhaf bir okuldur. Mesela şuan bir kız bir çocukla oynaşıyorsa,1 saat sonra kolunda başkasıyla gezer. Bir çoğu kronik kaltak yani.
Ben öyle herşeye karışan bir tip değilim,ama bazen sabrımın sınırları zorlanıyor.
Bugün öğretmenler günüydü malum. Hergün şeytan gibi olup,ağzımıza sıçan öğretmenler bugün melek gibiydi. Nasıl sinir bozucu bir durumdur,anlayın artık.
Normal günde "hocaam ders işlemeyelim yaae bugün" desek "hayıır,olurr mu? Çok gerideyiz cooğklar" diye çemkirirlerdi. Bugün ders çalışmak istedik,sağolsunlar çeneleriyle kafa ütülediler. Öğrenciler garip,öğretmenler daha bir garip.
Konuyu çook dağıttım yine. Asıl meseleye dönüyorum.

Okuldan eski sevgilim kendine manita yapmış. Kız da full kaltak yani. Sabah okula gidince günaydın muhabbetleri olur hep ya,hah işte. Okuldan girince arkadaşların toplandığını gördüm,herkese selam verdim. Eski sevgilim de orda. Herkese selam verip onu atlasam diye düşündüm ama medeniyetsiz miyim ben? Hayır,tabii ki değilim. Ona da selam verdim. Tokalaşmak için elimi tam uzattım ki kız sevgilisinin eline pat diye vurdu. Baktım çocuğa çemkiriyor herkesin içinde. "Ben onun etkisinden yeni kurtardım seniiiiiii,ben sana demedim miiiiiiii,konuşmayacaksıııııııın!" bide ağzını yamultarak konuşuyor. Gerilip bir tane terlikle vuracaksın ağzının üstüne,gerizekalı şey. Ben çok sinirlendim tabii ki. Hemen ordan uzaklaştım. Ama eski sevgilim yanıma geldi,özür diledi vs. Sevgilisi geldi yine çemkirdi. Bende acayip sinirlendim elimdeki su şişesini suratına fırlattım. Dudağı falan patladı. Ben aslında şiddet yanlısı bir insan değilim ama,sabrımın zorlandığı bir noktaydı. Hastayım zaten kardeşim,laf anla defol yanımdan. Ama basmıyor ki kafası,lanet olası sarışın.Ağladı sızladı müdür yardımcısına şikayet etti. Çıktık müdür yardımcısının odasına ama kız başka anlatmış olacak ki,hoca bana bağırmaya başladı. Ben sevgilisine asılıyormuşum. Rahat bırak demiş bana bende ona vurmuşum. Öyle demiş hocaya,bak baak! yalanlara bak. Herşeyi olduğu gibi anlattım bende ne varsa. Kızın sevgilisine sordu doğrumu anlattı diye,benim doğruyu anlattığımı söyledi. Kız boşuna bir sürü laf yedi. Falan filaan,böyle birşeydi işte.
Dürüstlük kazandı,ona seviniyorum.

23 Kasım 2010 Salı

Merhabaaaaaa.



Merhaba,bu benim eski blogum. Ama ondan çok sıkılıp bu blogu açmaya karar verdim.

İlk önce kendimi tanıtmalıymışım çok bilmiş ablam önce kendini tanıtmalısın dedi. 
Çok heyecan yaptım lan şimdi.
Ben 17 yaşında aklı başında olmayan,yaptığı hataları hep tekrarlayan gerizekalının tekiyim. Ama benim bu yaptığımı başkası yapsa,ağzını yüzünü dağıtırım da. 3 kardeşiz ve hepimiz birbirimizden gayet bağımsızız.
3 tane gerizekalı kuzenim var,pek sevmem onları. Çünkü engin dağları ben yarattım tarzı insanlar. (öyle bişey vardı dimi ben tam hatırlamıyorum da)
Neyse,blog yazmaya ablam sayesinde başladım. Aslında eğlenceli birşey ama okuldan dolayı pek vakit ayıramıyorum. Ama bu bloguma sizlerin karşısında söz veriyorum "Bloog! Seninle çok ilgileneceğim şekerim :-*"
Bir sevgilim olsun istiyorum.Kavga edelim onunla,birbirimizin ağzını yüzünü dağıtalım. Oh mis lan ne güzel.
Birbirinden alakasız şeyler anlattım ama ben böyle bir insanım.
İzleyicim olmayan blogumu çok öptüm şimdiliik.